LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN

LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN
LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN

7 Ağustos 2017 Pazartesi

japonya hiroşima savaşın kirli yüzü

değerli okurlarımız, bu  yazımda abd'nin kirli yüzünü savaş diplomasisini bilmediğini anlatacağız.
biz türklerin yakın dostu olan Japonların uğradığı bu saldırıyı. esefle kınıyoruz.
işte sizlere bu konuyu derince anlatacağız:görüşmelerin, ardından askeri tesislerle, sivil hedeflerin birlikte zarar görebileceği üç kent nihai hedef olarak seçildi: Hiroşima, Kokura ve Nagazaki…
Başkan Truman 25 Temmuz’da son emrini verdi: 3 Ağustos tarihinden sonra hava koşullarının uygun olduğu herhangi bir gün atom bombası kullanılacaktı.
Böylece, ilk atom bombası Pilot Paul Tibbets’ın kullandığı Enola Gay adlı uçakla 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atıldı.  Little Boy takma adlı bu atom bombası ile kentin büyük bir kısmı yerle bir olurken, yalnızca bombanın düştüğü 08:15’in ilk saniyelerinde kentte yaşayanların dörtte biri olan yaklaşık 80.000 insan öldü.
Hiroşima’ya atom bombasının atıldığını  resmi olarak Truman’ın basın sekreteri Eben Ayers duyuruyordu. Bu duyuru Hiroşima’ya neden atom bombası atıldığını, ABD’nin nasıl bir intikam duygusu içinde olduğunu da gösterir gibiydi:
16 saat önce, bir Amerikan uçağı Japon ordusunun önemli bir üssü olan Hiroşima’ya atom bombası atmıştır. Bu bomba 20 bin TNT gücündedir… Japonlar savaşı Pearl Harbor’da havadan başlatmışlardı. Bunu misliyle ödediler.  Bu bir atom bombası. Bu, evrenin en temel kuvvetinin işe koşulmasıdır.”
Truman Hiroşima’ya başarıyla atom bombası atıldığının haberini Potsdam Konferansı’ndan dönmekteyken deniz üzerinde almıştı Hiroşima’ya atılan bombasının haberi Potsdam Konferansı’ndan dönmekte olan Truman’a denizde verildi. O sırada Truman’ın yanında olanlar Truman’ın çok aşırı sevindiğini ve bağırdığını söyler: “Bu, tarihin gördüğü en büyük olaydır!”
Amerikalılar ilk atom bombasının atılmasından önce sivil halkı hiç uyarmamışlardı. Ama şimdi havadan bildiri yağdırıyorlardı:
Bu si­la­hı ana­yur­du­nu­za kar­şı he­nüz kul­lan­ma­ya baş­la­dık. Eğer hâ­lâ her­han­gi bir kuşku duyuyorsanız, yalnızca bir atom bom­ba­sı düş­tü­ğün­de Hi­ro­şi­ma’ya ne ol­du­ğu­nu bir öğ­re­nin. Siz­den sa­va­şı bi­tir­mek için İm­pa­ra­tora baş­vur­ma­nı­zı is­ti­yo­ruz. Baş­ka­nımız onurlu bir tes­li­mi­ye­tin 13 şar­tı­nı si­zin için be­lir­le­di: Si­zi bu şart­la­rı ka­bul et­me­ye ve ye­ni, da­ha iyi ve ba­rış­se­ver bir Ja­pon­ya kur­ma işi­ne baş­la­ma­ya ça­ğı­rı­yo­ruz. He­men ha­reke­te ge­çin! Ya da bu bom­ba­yı ve di­ğer üs­tün si­lah­la­rı­mı­zı sa­va­şı der­hal ve zor­la bi­tir­mek için ka­rar­lı­lık­la kul­la­na­ca­ğız. Kentlerinizi boşaltın!
Ne var ki Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası Japon hükümetini ABD’nin düşündüğü ve hayal ettiği şekilde etkilememişti. Bombanın meydana getirdiği hasar ve can kaybı, kayıtsız koşulsuz teslimiyeti kabul etmeyen altı kişilik konseyin üç üyesini hiç sarsmamış ve bazı şartları kabul edilmediği takdirde direnmemeye devam kararı almışlardı.
Enola Gay müettebatıJaponların, Hiroşima’ya atom bombası atılmasından sonra bile, hâlâ koşulsuz teslimi kabul etmemeleri üzerine sıra ikinci hedefe atom bombası atılmasına gelmişti, yani Kokura’ya.
Fakat kader, Nagazaki için ağlarını çok önceden örmeye başlamıştı. Nagazaki’nin öyküsü Hiroşima’dan çok daha acıklı olacaktı…
En başta, yukarıdaki dört temel ölçüte uymayan Nagazaki’nin hedef olarak seçilmesinde bir tuhaflık vardı. Çünkü daha önceden kent hava saldırıları ile dört kez vurulmuştu. Üstelik görece daha düz bir platoya kurulu Hiroşima ve Kokura’nın aksine Nagazaki dağlık bir coğrafyada, derin bir vadinin içine kurulmuştu. Bu hem askeri açıdan hedefin vurulmasını diğer kentlere göre zorlaştıran hem de atom bombasının etkilerinin gözlemlenmesini güçleştiren bir durumdu.
Üstelik Amerikan savaş esirleri de Japonlar tarafından bu kentteki esir kampında tutuluyordu!
Fakat her nasılsa bir şeyler olmuş, birileri hedef kentlerin belirlendiği listenin sonuna el yazısıyla “ve Nagazaki” ibaresini eklemişti. Bugün dahi o el yazısının sahibinin kim olduğu, Nagazaki’yi hedef listesine sokanın kim olduğu bilinmiyor.
9 Ağustos 1945 gününün ilk saatlerinde Bockscar adlı B-29 tipi bombardıman uçağı ikinci atom bombasını Kokura’ya atmak için havalandı.
Mürettebata verilen emirler kesindi: Kokura kentindeki silah deposu radara göre vurulmayacak, gözle görüldükten sonra bomba bırakılacaktı. Saat 09:45’te Bockscar, Kokura’ya ulaştığında mürettebatı büyük bir sürpriz bekliyordu. Kentin üstü büyük bir sis ve bir gün önce bombalanan komşu kent Yahata’dan gelen dumanlarla kaplanmıştı. Silah deposunun yerini gözle belirmeye olanak yoktu.
Uçak yaklaşık 45 dakika boyunca Kokura’nın üstünde tur atarak hedefi bulmayı denedi. Ama başaramayınca ikinci hedef olan Nagazaki’ye doğru rotasını değiştirdi.
Bockstar saat 10:50’de Nagazaki’ye ulaştı. Burada da sis vardı ama Kokura’daki kadar yoğun değildi. Bir süre kentin üzerinde dolanıp Mitsubishi silah fabrikasını aramaya başladılar. Yaklaşık 10 dakika sonra pilot hedefi gördüğünü söyledi…
9 Ağustos günü saat tam 11’i 2 dakika geçerken Fat Boy Nagazaki’ye düştü. Bu atom bombasıyla Nagasaki’nin 240.000 kişilik nüfusunun 74.000’i ilk saniyelerde can verdi.
Japon yetkililer 2 Eylül 1945’te, Tokyo Körfezi’nde, Amerikan ana muharebe gemisi Missouri’de “kayıt koşulsuz teslim” anlaşmasını imzaladılar. Böylece, Hitler’in Polonya saldırısıyla 1 Eylül 1939’da başlayan İkinci Dünya Savaşı, tam altı yıl bir gün sonra, 2 Eylül 1945’te sona eriyordu. Almanya ise dört ay önce teslim olmuştu. Bu formalite bir imza töreniydi. Zaten II. Dünya Savaşı fili olarak, atom bombasının atılmasından bir hafta sonra 14 Ağustos’ta, İmparatorun, Müttefiklerin koşullarını kabul ettiğini radyodan açıklamasıyla sona ermişti.
Missouri Zırhlısında II. Dünya Savaşı'nı bitiren anlaşma imzalanırken

Japonya’ya Atom Bombası Atılması Zorunlu muydu?

Peki Japonya’nın teslim olmasını sağlamak için atom bombasının kullanılması gerçekten gerekli miydi?
Amerika Birleşik Devletleri Stratejik Bomba Araştırma Kurulu’nun hazırladığı rapor bunun gereksizliğine değiniyordu: Atom bombasını kullanmadan da, hava üstünlüğü, Japonya’yı kayıtsız koşulsuz teslim olmaya zorlayabilirdi. Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral King de “Japonların yalnızca denizden ablukaya alınması bile, onları açlığa mahkûm edeceğinden, teslim olmalarını sağlamış olacaktı. Ve yeter ki biz beklemeye istekli olmuş olabilseydik” demişti. Amiral King’in belirttiği yol tercih edilseydi belki savaş 1946’nın ortalarına kadar uzayacak, ancak atom bombalarının yarattığı trajedi yaşanmayacaktı.
Keza Pasifik Cephesi Komutanı General Douglas Mac Arthur da atom bombası atılması kararı alınırken kendisinin haberi olmadığını ama daha önceden Başkan Truman’a bunun gerekli olmadığını söylediğini anlatıyor.
Amiral Leahy’in bu konudaki görüşü, atom bombasının kullanılmasının gereksizliğini daha açık biçimde ortaya koyuyordu.
Bu vahşi silahı Hiroşima ve Nagazaki’de, Japonlara karşı kullanmamız Japonlara karşı  savaşımızda bize maddi olarak hiçbir yarar sağlamayacaktı. Japonlar zaten yenilmiş ve teslim olmaya hazırdı. Etkili bir deniz kuşatması ve klasik silahlarla sürdürülecek bir bombardıman bu sonucu sağlayacaktı. Bilim adamları ve diğerleri ise bu denemenin yapılmasını istiyorlardı, çünkü bu projeye muazzam bir para yatırılmıştı.
Ve son sözü yine Churchill’e bırakalım:
Japonların yazgısının atom bombasıyla belirlendiğini sanmak yanlışa düşmek olacaktır. Japonların yenilgisi atom bombasının atılmasından önce kesinleşmişti. Ve bu, ezici üstünlüğe sahip deniz gücü sayesinde başarılmıştı. İşte bu olanak Japon ordusunu kayıtsız koşulsuz teslime zorlayacaktı.bir kısmı alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder