19 Mayıs 2017 Cuma

I ABDÜLHAMİD

1725'te İstanbul'da doğdu. III. Ahmed ile Rabia Şermi Sultan'ın oğludur.
Abdülhamid, babası III. Ahmed tahttan indirildiğinde (1730) beş yaşındaydı. Topkapı Sarayı Şimşirlik Dairesi'nde büyüdü. Bu süre, kendisinden önceki üç padişahın saltanatları boyunca 44 yıl sürdü.
III. Mustafa'nın öldüğü gün (21 Ocak 1774) tahta oturdu. 27 Ocak 1774'te Eyüp Sultan'da kılıç kuşandı. Ordunun seferde olması, İstanbul'da ve ülkede ekonomik bunalım yaşanması nedeniyle cülus bahşişi dağıtılmadı.
Yeni padişah cephedeki Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Muhsinzade Mehmed Paşa'ya bir ferman göndererek görevine devam etmesini bildirdi.
O sırada beş yıldır devam eden Osmanlı-Rus Savaşı son safhasına gelmiş bulunuyordu. Savaşı kesin bir sonuca bağlamak isteyen Abdülhamid'in amacı Hırsova'yı aldıktan sonra Eflak ve Boğdan'ı da Ruslar'ın işgalinden kurtarmak ve barış imzalamaktı. Sadrazam Muhsinzade Mehmed Paşa, Padişah'a Rusya'nın Kerç ve Yenikale gibi bazı kalelerin bırakılması şartıyla önerdiği barışı kabul etmenin çok yerinde olacağını yazdı. Abdülhamid, Muhsinzade Mehmed Paşa'ya üç koldan hücum edilmesi için ferman gönderdi. Osmanlı kuvvetleri Kozluca (Varna) yakınlarında Ruslar'a yenilip perişan halde Şumnu'daki karargâha çekildi. Rus donanmasının Çanakkale Boğazı'na doğru ilerlemesi Avusturya ve Prusya'yı endişelendirdi. Prusya kralının aracılığıyla Osmanlı Devleti ile Rusya arasında "Küçük Kaynarca Antlaşması" yapıldı (21 Temmuz 1774). Bu antlaşma ile Kırım'ın bağımsızlığı kabul edildi. Azak Kalesi ve Kabartay bölgesi Rusya'ya verildi. Eflak, Boğdan ve Ege adaları Osmanlılar'da kaldı. Osmanlı Devleti Eflak ve Boğdan'da genel af ilan etmeyi kabul etti. Rusya'ya boğazlardan geçiş hakkı, İstanbul'da ve diğer limanlarda her türlü malı pazarlama ve İngiltere ve Fransa'ya tanınan bütün ticari haklardan yararlanma imkânı sağlandı. Ayrıca Osmanlı topraklarındaki Ortodoks tebaanın haklarının koruyuculuğu da Ruslara verildi. Rusya Galata'da bir kilise yaptıracak, halka açık olacak bu kilise Rus
elçilerinin koruması altında olacaktı. Ayrıca Osmanlı Devleti, tarihinde ilk defa Rusya'ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
Görevden alınan Muhsinzade Mehmed Paşa İstanbul'a dönerken Karinabad'da öldü. Yerine İzzet Mehmed Paşa getirildi.
Dağılan ordudan kaçan askerler, soygunlar ve baskınlar yaparak Balkanlar'a oradan da İstanbul'a doldular. Bunların güçlükle Üsküdar'a geçirilip Anadolu'ya gitmelerine göz yumuldu.
Bu sırada Avusturya Boğdan Beyliği'nden bir parçayı (Bukovina) kendi topraklarına kattı. Bitkin durumdaki Osmanlı Devleti, bu duruma da seyirci kaldı.
Abdülhamid, 1775 yılında Kasımpaşa ve Boğaziçi semtlerinin imarı, İstanbul'un su ve savunma meseleleriyle ilgilendi. Kalyoncular için Tersane içinde bir kışla inşa ettirdi. İstanbul Boğazı'nın güvenliği için Anadolu yakasında Revancık ve Poyraz limanı, Rumeli yakasında Cedit Fener kalelerini güçlendirdi. Kavak denilen Boğaz istihkâmlarını onarttı.
Aynı yıl patlak veren İran Savaşı ile dikkatler yeniden doğuya çevrildi. Kerim Han, 1776 yılında Basra'yı ele geçirdi, Bağdat çevresini ve Güneydoğu Anadolu'yu yağmaladı. Arap yarımadasında Vehhâbilik hareketinin yayılması önlenemedi ve sonunda Necid Emiri Abdülaziz b. Suud Orta Arabistan'a hâkim oldu.
Öte yandan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla bağımsız olan Kırım'daki iktidar mücadelesi Rusya ile yeni bir savaş ihtimalini gündeme getirdi.
Rusya, 1777'de Şahin Giray'ın Han olmasını destekledi. 1. Abdulhamid ise İstanbul'da oturan Selim Giray'ı han ilan edip Kırım'a gönderdi. Selim Giray, Şahin Giray'a yenilerek İstanbul'a döndü. Gerginleşen Rusya-Osmanlı ilişkisi, Fransa elçisinin arabuluculuğuyla düzeldi ve 1779'da İstanbul'da Aynalıkavak Tenkihnamesi imzalandı. Bununla Osmanlı padişahının bütün Müslümanların halifesi olduğu bir kez daha vurgulanırken, Rusya'nın ve İstanbul'daki Ortodoks Patrikhanesi'nin baskısı sonucu, Katolik Ermenilerin İstanbul'da ayrı bir patrik seçmeleri de yasaklandı. Tenkihname ile Rusya Kırım'daki askerlerini çekmeyi, Osmanlı Devleti de Şahin Giray'ın Kırım yöneticiliğini kabul etti. Bu anlaşma ile Ruslar, sadece kırım üzerinde değil, Balkanlar'daki bütün Hıristiyan tebaa ve özellikle Ortodokslar üzerindeki hami rolünü daha da güçlendirmiş oldu.
1779 yılında sadarete getirilen Kara Vezir Mehmed Paşa zamanında Fransa'dan uzman askerler getirilerek Topçu ve Lağımcı ocaklarının ıslahına çalışıldı.
1782 yılında sadrazam olan Halil Hamid Paşa, sayıları 300 olan Sürat Topçuları'nı 2000'e çıkardı. Kıtlıkları önlemek için erzak stokladı. Ulufe satımını ve esnafın kul ulufesi almalarını yasakladı.
21 Ağustos 1782'de tarihlere "Harik-ı Kebir" adıyla geçen yangında Samatya, Davutpaşa, Langa, Yenikapı, Aksaray, Cerrahpaşa, Kocamustafapaşa semtleri ile Topkapı ve Silivrikapı civarları tamamen yandı.
Küçük Kaynarca Antlaşması ile müstakil hale getirilen Kırım, 1783'te Ruslar tarafından işgal edildi. Osmanlı Devleti, Kırım'ın Rusya tarafından bir oldubitti ile ele geçirilişini kabullenmek zorunda kaldı ve 8 Ocak 1784'te verdiği bir "sened" ile resmen tanıdı.
Abdülhamid, 1785 yılında kendisini tahttan indirip Şehzade Selim'i padişah yapmaya hazırlandığı gerekçesiyle Sadrazam Halil Hamid Paşa'yı cezalandırarak yerine Ekrem Yusuf Paşa'yı getirdi.
Kırım'a sahip olan Rus Çariçesi II. Katerina'nın bir süre sonra burayı Osmanlı Devleti'ne karşı girişilecek genişleme politikasında askeri bir üs haline getirmeye çalışması Osmanlı Devleti'ni harekete geçirdi ve I. Abdülhamid 1787'de Rusya ile müttefiki Avusturya'ya savaş ilan etti.
Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Koca Yusuf Paşa komutasındaki ordu başlangıçta bazı başarılar kazandı. Ancak peş peşe gelen bozgunlar sonucunda önce Hotin kalesi elden çıktı. Ocak 1789'da Özi düşmanın eline geçti.
Sayısı 25 bine varan sivil halk katledildi. 65 yaşındaki I. Abdülhamid, bu gelişmelerden duyduğu üzüntüden hastalanarak 7 Mayıs 1789'da öldü. Ertesi gün düzenlenen cenaze alayıyla Bahçekapı'daki türbesine defnedildi. Yerine yeğeni III. Selim tahta çıktı.
İleri yaşta tahta çıkan Abdülhamid, devlet işleriyle ilgilenme isteğine karşılık, ülkenin önemli meselelerini çözebilecek bilgiden yoksundu. Bu dönemde Anadolu ve Rumeli soyguncu eşkıya guruplarının, kendi bölgelerini haraca kesen ayanların baskısından kurtarılamadı. Valiler sık sık ayaklandı. İstanbul'da ve diğer büyük merkezlerde erzak kıtlığı yaşandı. Mısır'dan ve başka üretim merkezlerinden ürün sevkiyatı artırılmasına rağmen kıtlığın önüne geçilemedi. 1782'de Rusya'dan buğday satın alındı. Eflâk'tan ve Boğdan'dan binlerce koyun getirilerek kasaplara dağıtıldı. Ancak bozulan ilişkiler sonucunda bunda da aksamalar başladı. 1787'de ordunun sefere çıkmasının ardından büyük bir pahalılık ve yiyecek kıtlığı yaşandı.
1779-82 yılları arasında İstanbul'da çok sayıda yangın çıktı. 1779'da Küçükpazar'da, 1780'de Nişancı ve Cibali'de, 1782'de Samatya, Balat ve Cibali'deki büyük yangınlarda sur içindeki semtlerin neredeyse tamamı
yandı. 20 bin ev kül oldu. Evsiz kalan İstanbullular Fatih, Laleli, Sultan Selim camilerine, bostanlara taşındılar.
Askeri alanda önemli ıslahatlara imza atan I. Abdülhamid, Sürat Topçu Ocağı'nı genişleterek mevcutlarını artırmıştır. Döneminde İstihkâm Okulu açılmış, lağımcı ve humbaracı ocaklarının gelişmesi sağlanmıştır. Abdülhamid, kara ve deniz kuvvetlerini ıslah etmek için Avrupa'dan çok sayıda mühendis ve uzman getirtti. Haliç, Karadeniz ve Ege'de yeni tersaneler açılarak modern gemiler yapıldı. I. Abdülhamid döneminde tımar sisteminde düzenlemeye gidilmiş, yeniçerilerin sayımı yapılmış, ulufe alım satımı yasaklanmıştır.

Aliexpress TR

Abdülhamid, Sirkeci'de bugünkü IV Vakıf Han'ın yerinde bir imarethane, yanına bir çeşme, sıbyan mektebi, medrese ve bir de kütüphane yaptırmıştır. Kütüphanesindeki 1500 dolayında yazma nadir eser, halen Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir.
Ayrıca, Beylerbeyi'ne annesi Rabia Sultan adına bir cami ve hamam ile sıbyan mektebi, çeşitli semtlerde çeşmeler, Emirgân'da bir camiyle hamam ve dükkânlar, yanan Hırka-i Şerif Camii'ni de yeniden yaptırmıştır. Bebek Kasrı ile harap durumdaki Yedikule'nin onarılması da onun dönemindedir.
Sultan Abdülhamid orta boylu, buğday tenli, gür siyah sakallı, burnu biraz uzunca, gözleri ise hafif çekikti. Çok iyi niyetli ve insancıl bir yapıya sahipti. Namuslu, kibar, nazik, vatansever ve mutedil bir ıslahatçıydı. Şehirde tebdil kıyafet gezmeyi, esnaf ve halkın dertlerini dinlemeyi severdi. Boş zamanlarında tarih okur, ok ve yay yapardı. Hattat denebilecek seviyede güzel yazardı.
Sekiz şehzadesinden Mustafa (IV) ve Mahmud (11.) tahta çıkmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder