LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN

LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN
LİNK TL YE ÜYE OL KAZAN

20 Mayıs 2017 Cumartesi

5. mehmetin hayatı

MEHMET V., Reşat (1844-1918)
Osmanlı padişahlarının 35.’ sidir. Abdülmecit’in Gülcemal IV. Kadınefendi’den olan oğludur. İstanbul’da Çırağan Sarayinda doğdu, 73 yaşında Dolmabahçe Sarayı‘nda öldü. Ağabeyisi II. Abdülhamit, V. Mehmet in tahttan indirilmesi (Reşat) üzerine 1909’da tahta çıkmış, padişahlığı 9 yıl sürmüştür. Eyüp’teki türbesinde gömülüdür. İlk veliahdı amcasının oğlu Yusuf İzzettin Efendi idi; onun intiharından sonra veliaht olan 17 yaş küçük kardeşi Vahidettin, Sultan Reşat’ın yerine «VI. Mehmet» unvanı ile tahta geçmiştir.
V. Mehmet olağanüstü nazik, çekingen, ihtirassız, hiçbir işe karışmak istemeyen bir karakterdeydi. Meşrutiyet hükümdarına Anayasa’nın tanıdığı hakları bile kullanmadı. Bütün saltanatı İttihat ve Terakki partisinin amansız diktatörlüğü ile geçti.
II. Abdülhamit, 31 Mart olayının tahrikçisi olduğu gerekçesiyle tahttan indirilince, Veliaht Reşat Efendi, «V. Mehmet» unvanı ile padişah oldu. O sırada Osmanlı İmparatorluğu zor bir durumdaydı. Bulgaristan kıratlık ilan edip Türkiye’den ayrılmış, Bosna-Hersek eyaletini de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ilhak etmişti. Osmanlı hükümeti, bu durumu kabul etmekten başka bir şey yapamadı. Adana’da Ermeniler ayaklandılarsa da, Cemal Paşa’nın azimli tutumu sayesinde bu isyan derhal bastırıldı. Arnavutluk’ta, Girit’te, Yemen’de de isyanlar çıktı. Arnavutluk ve Yemen isyanları, fedakarlık gösterilerek bastırıldı. V. Mehmet, iktidar partisi tarafından, bir Rumeli gezisine çıkarıldı. Kosova’da atası I. Murat‘ın şehit düştüğü yeri, iç organlarının gömüldüğü türbeyi ziyaret etti.
Gene bu sıralarda Arap eyaletlerinde de kımıldanmalar görüldü. İttihatçıların müfrit tutumu, o zamana kadar devlete karşı gelmeyi akıllarından geçirmiyen unsurları kışkırtmıştı. Arap eyaletleri Arapça’nın da, Türkçe’ nin yanında, okul, mahkeme ve resmî dairelerde kullanılmasını istiyorlardı. Bu eyaletleri İngiltere ile Fransa kışkırtıyordu.
Trablus ve Balkan Savaşları
Bu sıralarda Osmanlı hükümeti Libya’daki Türk tümenini Yemen’e nakletmek gibi bir gaflet gösterdi. Bunu fırsat bilen İtalyanlar, Afrika’daki bu Türk eyaletine asker çıkardılar. Donanma himayesindeki orduları, Trablus ve Bingazi kıyılarından bir kilometre içeriye giremedi. Türkler’i çok seven yerli halkın yardımıyla, kahramanca bir savunma savaşı yapıldı. Binbaşı Enver, Binbaşı Fethi, Kolağası Mustafa Kemal (Atatürk) gibi kurmay subaylar, bu savaşlarda kendilerini gösterdiler.
Balkan Savaşının çıkacağının anlaşılması üzerine, Libya (Trablusgarp) eyaleti ile Bingazi bağımsız sancağı (vilâyeti), İtalya’ya bırakıldı (Trablus Savaşı). Gene bu savaşta Beyrut gibi Türk limanlarını bombardıman eden İtalyan donanması, Çanakkale önlerine gelmişse de, Boğaz’ı zorlamayı göze alamayarak geri dönmüştür.
Bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu aklın zor kabul edeceği bir gafletle birleşmelerine zemin hazırladığı 4 küçük Balkan devletinin (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ) işgali karşısında kaldı, Türk tarihinde görülmemiş feci bir yenilgiye uğradı (Balkan Savaşı). 5,5 yıldan beri elinde tuttuğu en güzel Balkan eyaletlerini, Anadolu’ nun birkaç km. uzağındaki Ege Adalarını kaybetti. Adriyatik’ten çekildi. Doğu Trakya dışında Avrupa’da hiçbir toprağı kalmadı.
İç Durumun Karışıklığı
Parti mücadele ve rekabetleri, kanlı bir safhaya girmişti. İttihatçılar, muhalif gazetecileri sokak ortasında vurdurmak, 31 Mart ve Mahmut Şevket Paşa suikasti gibi vesilelerle muhaliflerini rasgele asmak gibi türlü kanunsuz yollara başvuruyorlardı. Başta İtilâf partisi olmak üzere, muhaliflerinin tepkisi de şiddetliydi.
Ordu tamamen siyasete karışmış, iki kampa ayrılmıştı. Balkan Savaşı da bu yüzden kaybedilmişti. İttihatçılar, sözde orduyu gençleştirmek için, en değerli Türk general ve kurmaylarını genç yaşlarında emekliye ayırdılar, orduyu ellerine geçirdiler. Sadrazam ve hariciye nazırı Prens Sait Halim Paşa, partinin kuklası idi; hiçbir nüfuzu yoktu. 33 yaşındaki Enver Bey, yarbaylıktan tümgeneralliğe atlamak suretiyle harbiye nazırı (savunma bakanı) oldu; V. Mehmet’in yeğeni Naciye Sultan’la evlenip «Damat» unvanını da kazandı. Sonra dahiliye nazırı Talat Bey’le, bahriye nazırı Cemal Paşa ile birlikte, bir «triomvira» kurup devlete kesin şekilde hâkim oldu. Aralarında en akıllısı, liyakatlisi, yaşça da en büyükleri olan Cemal Paşa’nın en az nüfuzu vardı. Enver Paşa ile Talat Bey sinsi bir rekabet halindeydiler. Fakat askeri işlerde Enver Paşa, sivil işlerde Talat Bey hakim olmak suretiyle, devlet idaresini paylaşarak görünüşte anlaştılar. Türk ordusunu Balkan yenilgisinden sonra iyice hazırlamayı başaran Enver Paşa, Osmanlının, son birkaç yılda kaybettiği eyaletlerini geri alabilmek hülyasıyla, Birinci Dünya Savaşına soktu. Padişaha, sadrazama, meclise haber verilmeden 4 kişinin bir devleti büyük bir savaşa soktuğu, son yüzyıl tarihinde misli görülmemiş bir olaydır. Hükümetin birçok üyeleri bu olay üzerine istifa ettiler. V. Mehmet, savaşın sonlarına doğru, buhranlı bir devrede öldü; büyük felaketi görmedi.
V. Mehmet edebiyatla, güzel sanatlarla ilgilenirdi, şairdi. Çanakkale zaferi için yazdığı gazele birçok şairler, bu arada Yahya Kemal de, nazire yazmışlardır. V. Mehmet, sırasıyla 5 kere evlenmiş, yalnız 3 oğlu olmuştur. Bunlardan 2. veliahtken Türkiye’den çıkan Birinci-ferik (orgeneral) Dr. Mehmet Ziyaettin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder